Hayallere Yolculuk ~ Seul’e Varış ~

Evet…

Yolculuk gerçekten de başlamıştı…

Uçağa adımımı atmadan önce hostların “good evening” seslerini duymaya başladım. Sıra ilerliyordu ve sesler yaklaşmaya başlıyordu. Birkaç kez daha aynı cümleyi işittikten sonra uçağa adımımı attım ve “good… hoşgeldiniz!” şeklinde karşılandım. Gülümseyerek “teşekkür ederim” dedim, içimde yine aynı sincap eşeliyor beni “Adam bile şaşırdı Türk görünce, ne işin var senin Kore’de” diye. Halbuki THY ile uçuyoruz çok kez aynı durumla karşılaşmışlardır. Her şeyden bir bit yeniği çıkaracaksın illa Hayalperest, sus artık 🙂

Mai ile koltuklarımıza yerleştikten sonra etrafa göz gezdirdik. Gerçekten herkes Koreli, bir tane Türk yok. Uçak Kore’ye gidiyor ne bekliyordun diye düşünüyorsunuz değil mi? O an hissettiğim tedirginlikle kendimde değilim ki. Kısa bir süre sonra uçak hızlanmaya başladı ve tok bir sesle birlikte havalandık. Artık geri dönüşü yok bu işin. Oldu o zaman Kore’de görüşürüz 🙂

Özellikle gece uçuşu almıştık çünkü hem uçakta 10 saat gibi bir süre ayık kalmak fikri bizi korkutmuştu hem de Kore ile aradaki zaman farkını bu şekilde bir miktar tolere edebiliriz diye düşünmüştük. Fakat uyumak ne mümkün?

Koltuklardaki herkes birer ikişer uykuya dalarken en sonunda kendimizi biraz zorlayarak uyku ile uyanıklık arasında gidip geldik. Geriye dönüp baktığımda çok da rahat bir yolculuk olmadığını söyleyebilirim. Geri dönüş yolunda Kore’den öğle uçuşu ile Türkiye’ye geldik, bu kez Türkiye’ye indiğimizde gece olmuştu ve o yolculuk benim için çok daha rahat geçti, uyku açısından bile fark etmişti durum. Kore’nin bizden 6 saat kadar ileri olması giderken durumu biraz zorlaştırmıştı sizin anlayacağınız.

Sürekli uyuyup uyanarak yolculuğu ilerletmiştik. Uçağımız İstanbul’dan havalanalı 9 saate yakın bir süre geçmişti ve etrafımızdaki insanlar kıpırdanmaya başladı. Derlerdi de gerçekten bu kadarına inanmazdım, Koreliler kozmetiğe aklınızın almayacağı kadar düşkün. Uçak Kore’ye inmeden tam 1 saat öncesinde başladılar kremlerini sürmeye. Kadınların çantasından elamet kremler çıkıyor hepsini de yüzlerindeki ayrı bir bölgeye uyguluyorlar 🙂 Biz de uykusuz, bezgin, gözlerimiz şiş, sümüklü bir haldeyiz. O kadar kremi yanımızda getirmeyi bırakın, uçakta verilen dudak kremini bile sürecek enerjimiz yok. O sırada uçağın lavabosuna gidip elimi yüzümü yıkama isteği geldi, lavabonun önünde çok tatlı bir orta yaşlı teyze bekliyor. Birlikte 5 dakikaya yakın bekledik ve artık dayanamayarak kapıyı işaret etti, eliyle makyaj yapıyormuş gibi mimikler yapmaya başladı. Ah be teyze, bilmez miyim 🙂 Bizzat kendi gözlerimle tanık oldum az önce 🙂 İçerdeki de yüzde yüz makyaj yapıyor, evet haklısın 🙂

İniş vakti yaklaşmıştı. Yolcular yaklaşık 1 saat kadar krem süründükten sonra pilot bütün hanımların bakım işlemlerinin bittiğini teyit ettirerek uçağı alçaltmaya başladı 🙂 Kısa bir süre sonra da Incheon hava limanına inişimiz gerçekleşti. Yavaş yavaş toparlanmaya başladık. İnsanlar birer ikişer ayaklanınca biz de o güruha karıştık. Sonrası hafızamda silik…

O an uykusuzluk ve şaşkınlık her tarafımı sarmış vaziyetteydi. Hostların seslerini duymaya başladım yeniden, “Good bye, have a nice day”… Sıra bize geldiğinde “Good bye” yerine“Hoşçakalın” sesi duyuldu. Uçaktan iniyorduk artık. Serüvenimiz başlıyordu.

Incheon hava limanında bagajlarınızı almak için öncelikle bir miktar yürüyüp daha sonra hava limanının içinde kısa mesafeli bir metroya binmeniz gerekiyor. Bizdeki otobüs sistemini biraz daha modern hale getirmişler kısacası. Metroya doğru yürürken aklımda abuk subuk bir soru vardı; acaba billboardlarda göreceğimiz ilk ünlü kim olacaktı? 🙂 Eylül 2016 tarihinde Incheon hava limanı dış hatlar gelişinde sizi ilk karşılayan ünlü Lee Min Ho oluyor 🙂

Bagajlarımızı almak için videoda gördüğünüz yerde kısa bir süre hava limanı metrosunu bekledik. Metrodan indikten sonra ise pasaport kontrol noktasına geçtik. Pasaport kontrolünde pasaportlarımız okutulurken cihaz bizimle Türkçe konuştu, dil bilmeyenler için yurt dışı geçişlerinde böyle bir kolaylık var. Geçiş mührümüz de basıldıktan sonra koca bir bagaj alım alanına ulaştık.

Bagajlarımızı çok uzun süre beklemeden aldık ve gümrük noktasından da sorunsuz bir şekilde geçerek hava limanının o meşhur kapısının önümüzde açılışını izledik. Evet, artık resmi olarak Seul’deydik. Bu düşünce bir anda uykusuzluğumu aldı götürdü. Öncelikle turist bilgi masasından Seul şehir ve metro haritası edindik, gideceğimiz metro durağını söyleyerek gereken metro hattına nerden gitmemiz gerektiğini öğrendik. Hongdae’de kalacağımız yere ulaşmak için Hongik Üniversitesi durağına gitmeliydik ve hava limanından direk olarak Hongik durağına giden bir hat vardı. Hava limanından çıkmadan turist bilgi masasının hemen karşısındaki bir marketten T-money kart aldık, içine de 50.000 won yüklettik. Deli gibi gezmiş olmamıza rağmen 15 gün sonunda ancak 35.000 wonunu kullanabildim, kalan para çöp oldu tabi. Üstelik T-money kartımızı yalnızca Seul’de değil Busan’da da kullanmıştık. Aklınızda bulunsun, günün birinde yolunuz düşerse hemen yüksek miktarlarda yükleme yapmayın kartınıza. Biz sonradan uğraşmak istemedik. Fakat T-money kart yalnızca metroda değil otobüslerde, taksilerde, marketlerde falan da kullanılıyor. Kalan parayı markete girip harcarız diye düşünmüştük ama fırsatımız olmadı. Bir dahaki gidişimizde biz de daha tecrübeli davranırız artık 🙂

Genel olarak söyleyebileceğim tek şey şu; hava limanından sakın ola korkmayın. Her şey o kadar düzenli ve sistemli işliyor ki, kaybolmayı bırakın yolunuzu uzatmanız bile mümkün değil. Ayrıca hava limanı görevlileri çok sıcak ve yardımsever davranıyorlar. Sıkıntı olsa dahi çözüme kavuşturmak zor olmayacaktır.

Eveeeeetttt, artık metroya binip evimize gitme vakti gelmişti 🙂 Şimdi ev diyebiliyorum çünkü Seul’de geçirdiğim onca günden sonra gerçekten evim gibi hissettim kaldığım yeri. Gezimizin güzel geçmiş olmasının en önemli sebeplerinden biri de buydu belki de 🙂 Metro hattı direk olmasına rağmen tek kötü yanı yolun nerdeyse 1 saate yakın sürmesiydi. Taksi ile aynı mesafeyi yarım saat gibi bir sürede gidebiliyorsunuz. Aslına bakarsanız iki kişi olarak taksiyle gitmek de mantıklıydı fakat kalacağımız yerin tarifini metro üzerinden almıştık ve durumu riske atmak istemedik.

Metrodan inince müthiş bir kalabalığın arasına düştük. Hongdae’de bir cumartesi gecesi…

Etrafımızda Kore dizilerinden fırlamış kızlar, hepsinin yanında mutlaka erkek arkadaşları var. Onlar da Kore dizilerinden fırlamış erkekler sanki. Kalabalıktan bir miktar bunalmış olabiliriz fakat her yerde Korece kelimeler duymak son derece garip hissettirdi ve hepsi aynı estetik cerrahın elinden çıkma gibi görünen kızlara ve erkeklere bakakaldık 🙂 Kalabalığı yararak, peşimizde kocaman valizlerle güç bela çıkabildik metro istasyonundan. Sokağa adım attığımız anda Mai’nin yorgunluk ve uykusuzlukla karışık “Yaaa biz ne yaptık” dercesine bakışlarına maruz kaldım 🙂 Sokakta ilk karşımıza çıkan görüntü de şuydu;

20160903_194903

Daha öncesinden duygusuzcuk ile irtibatta olduğumuz için kalacağımız sevimli hostele giden yolu öğrenmiştik. Metrodan çıkınca hafif eğimli bir yokuşta yolculuğumuz devam etti fakat valizlerle biraz zorlandığımızı itiraf etmeliyim. Yine de iyi ki o yolu yürümüşüz diyorum çünkü meşhur busking alanı ile ilk kez bu yürüyüşümüzde karşılaştık. Mai’ye heyecanla “Bak burası hep o bahsettiğim yer” dedim fakat Mai o kadar yorgundu ki “Hay senin buskingine” dercesine bezgin bir ifadeyle yüzüme baktı 🙂 O busking alanının hayatını baştan sona değiştireceğinden habersizdi tabi 🙂 Nihahahaha detaylar sonra 🙂

Yokuşumuzu da çıkıp bitirdikten sonra doğru olduğunu düşündüğümüz yoldan ilerledik fakat bir süre sonra hosteli bulamama endişesi içine girdik. Kore’de güvenliğinden şüphe edildiği için Google haritalar da kullanılmıyor, öylece kaldık ortada sizin anlayacağınız. Bir köşede durup ne yapsak diye düşünürken orta yaşlı bir amca yanımıza geldi ve az biraz İngilizcesiyle yardım etmek istedi. Kalacağımız yerin ismini söyledik, hemen Naver yardımıyla lokasyonu buldu ve beni takip edin dedi. Tam o sırada damarlarında Türk kanı akan Mai o anki konumumuzu Türkiye’deki arkadaşlara atmakla meşguldü. Hani olur da adam yüzünden başımıza bir şey gelirse son olarak nerde bulunduğumuzu bilsinler diye 🙂 Neticede hostelimizin olduğu sokağın başında duruyormuşuz zaten 🙂 Amca bizi sokaktan birkaç adım yürüttükten sonra hostelin tabelasını gördüm ve bir miktar Korece konuşarak adama “Aaa zaten burasıymış çok teşekkür ederiz” dedim. O dakika itibariyle “Ee sen zaten Korece biliyormuşsun” dedi amca. “Yok ben azcık Korece biliyorum dedim” Korece olarak. “Eee biliyormuşsun işte” dedi 🙂 Bu gezi ile Kore’den edindiğim tecrübelerden biri de şudur; Korelilerle üç beş kelime Korece konuşunca önce senin Korece konuşabildiğine şaşırıyorlar, sonra da seni müthiş akışkan şekilde Korece konuşabiliyormuş gibi kabul ediyorlar 🙂 Genelleme yapmak doğru olmaz fakat benim Korece konuştuğum herkes bana bu muameleyi yaptı, istisnasız.

Amcanın yardımıyla hostelimizi de bulduğumuza göre artık giriş yapıp odamıza çekilsek de biraz uyusak ne güzel olur değil mi?

Hostele girer girmez kendimizi tanıttık, sıcakkanlı bir arkadaşın görevli olduğu ana denk gelmiştik. Bir müddet muhabbet ettikten sonra bize odamızı gösterdi. Duygu ile henüz görüşememiştik çünkü Duygu hanım konser konser geziyordu 🙂 Odaya çıkınca hemen telefonlarımızı şarja takıp annelerimize “Anneeeeeeeğğğğğ  biz hostelimize de yerleştik birazdan uyku moduna geçeriz” şeklinde haber verdikten sonra hala nerde olduğumuza inanamayarak müthiş bir yorgunlukla kendimizi yastığa gömdük. Bir müddet sağdan soldan konuştuk ve saatlerimizin alarmını kurarak uykuya daldık.

Hala zaman ve mekan algımız tam olarak yerinde değildi.

Esas serüven sabah alarmı ile başladı.

Reklamlar

Bir Yanıt Bırakın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s